Kur'an-ı Kerîm'den evlenmenin meşrûluğuna şu ayetler delildir; "Size helâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder adet nikâh edin" (en-Nisâ, 4/12); "Sizden bekârları ve kölelerinizle câriyelerinizden sâlih olanları nikâh edin. Eğer fakir olurlarsa Allah onları Fazl ve keremiyle zengin kılar. Allah vâsi'dir, âlimdir" (en-Nûr, 24/32).
Bu iş aynı zamanda Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in bizzat yaptığı bir iştir yani onun sünnetidir. Dolayı ile biz onun sünnetini (kavlini) de yapmış olmaktayız, diyoruz.
Beyhakî ve Taberanî'nin rivâyet ettikleri bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurur: "Evlenmeye gücü yetip de evlenmeyen benden (benim ümmetimden) değildir.''
Allah’ın emrinin tutulması, peygamberin kavlinin yapılması, bu eyleme konu olanların dünya ve ahiret saadetine ermesi demektir. Cennet onları beklemektedir. Cennette kavuşulabilecek en büyük nimet olan “cemalullah”ı (Allah’ın yüzünü) seyretmek, onları beklemektedir.
Daha fazla içerik için ücretsiz olarak üye olunuz.