Anasayfa Üye Ol İstatistik İletişim RSS 2.0 Link2Me
   
 
 
Üye Paneli
Kullanıcı Adı
Parola
 
 
Kategoriler
Esmaü'l Hüsna - Allah'ın İsimleri
Kur'an-ı Kerim Bölümü
Kur'an-ı Kerim Arapçası ve Türkçe Meali
Hz.Muhammed (s.a.v) Hayatı
Hadis-i Şerifler Kütübü Sitte
Sahabe,Eshab-ı Kiram Hayatı
Kırk Hadis-i Şerif
Dini-İslam-i Programlar
Genel Konular
Soru - Cevap
 
Takvim:
«    Temmuz 2010    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
 
Son Eklenen Konular:
» Dost Tv de Namaz Vakitl ...
» Şeytan insana nasıl yan ...
» Şeytan nedir?
» Şeytan yartılmak zorund ...
» Allah neden şerleri yar ...
» Şeytan neden yaratıldı?
» Melekler neden Hz. Adem ...
» İçki, kumar ve falcılık ...
» Şeytan , İblis neden is ...
» Şeytan ve Melekler
 
Çevrimiçi Üyeler
Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 0
Yok.

Arama Motorları: 0
Yok.

Ziyaretçi: 1
Toplam: 1

Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Üye Sayısı: 20
aaawe110 aaawe140
akrepyusuf® balatlı37
braveheart-011 downlandtr
hanzala hasbi
hayatagulus M.S.M
musate partneri3
partneri4 photo140
sedevr Serapay
talat79 Vadaw234
zahid68 zerak

 
Popüler Konular:
 
Rast Gele Makaleler:
» Adalet Sözünden Ne Anla ...
» Şeytan ve Melekler
» Cinselliği Bastırmak İç ...
» Namaz Vakti 1.30 NoRapi ...
» Maliki Mezhebinde Kadın ...
» Müslümanın zayıflayan i ...
» Hacc ve Önemi | Hacca G ...
» "Kırk gün et yemeyenin ...
» Cennet Kokusunu Alamaya ...
» Ev İşlerini Kadın Yapma ...
 
Ah Efendim Arşiv:
Mayıs 2010 (1)
Nisan 2010 (56)
Ocak 2010 (2)
Aralık 2009 (1)
Kasım 2009 (26)
Eylül 2009 (3)
 
.
 
 
www.ahefendim.com » Genel » Çinli Muhammed in Hacdaki Müthiş Hikayesi

Genel : Çinli Muhammed in Hacdaki Müthiş Hikayesi
Gönderen: zerak 27 Haziran 2009 Görüntülenme: 550



Bundan altı, yedi ay önce Çin’in değişik bölgelerinden on kişi İstanbul’a gelir. Bu on kişi sıradan insanlar değildir.


Bunların ortak özelikleri yeni Müslüman olmalarıdır. Umre için İstanbul üzerinden Arabistan’a gideceklerdi. Hepsi de yeni Müslüman olmuş. Kimi yirmi gün önce, kimi bir ay, en uzağı iki ay önce Müslüman olmuştu. Ne yeterince İslâmî bilgileri vardı, ne de yapacakları umre ile ilgili bir bilgileri.


Yanlarına, kendilerine yardımcı olacak, hem Çince’yi, hem Arapça’yı iyi bilen, hem de İslâmî bilgisi olan birini rehber olarak alacaklardı.


- “Yeni Müslüman olmuş bu on Çinli ile birlikte yola çıktık. Kısa zamanda aramızda iyi bir dostluk kuruldu. Yeni mü’min olmuş bu insanlar, büyük bir heyecan yaşıyorlardı.

  Hiçbirinin İslâmî bilgisi yoktu. Hatta namazda okuyacakları sûreleri bilmedikleri gibi Fatiha’yı bile bilmiyorlardı. Bazı zikirleri yaptırmaya çalışıyor, ancak Çince telâffuz zor olduğu için zikirleri tam okuyamıyorlardı.

  Namazlarda sadece “Elhamdülillah, Allahu Ekber” diyebiliyorlardı. Bana sormuşlardı “Ne yapalım?” diye.

Ben de onların kimine “Elhamdülillah”, kimine “Lâ ilâhe illallah” ve benzeri zikirleri öğretmeye çalışıyordum. Onlar da namazlarda bunları söylüyorlardı.

Önce Mekke’ye gittik. Kâbe’de onların hâli görülmeye değerdi. Yeni doğmuş çocuklar misali heyecan ve neşe içinde, kâh ağlıyor, kâh gülüyorlardı.

  İsimlerini değiştirmiştik: Muhammed (Çan Çing) Hasan, (Çun Fang) gibi her biri yeni ismi ile çağırılıyordu. On Çinli kardeşimizden biri olan Muhammed de bir farklılık vardı. Bu durum dikkatimi çekmişti. Her namazını gözleri yaşlı olarak bitiriyordu. İyice dikkat ettim. Evet, Muhammed namazlarında ağlıyordu. Bana da sürekli sorular soruyorlar, İslâm hakkında bilgi ediniyorlardı. Ben de bildiğim kadarıyla onlara bilgiler veriyordum.

  Bir gün Muhammed sordu:

- İçki nedir, İçkiye dinimiz nasıl bakar?

  - Rabbimiz içkiyi kesin olarak yasaklamıştır, içilmesi, yapılması, taşınması, satılması yasaktır.

Kaldığımız otele gelmiştik. Muhammed bir telefon edeceğini söyledi ve ona memleketine telefon etme imkânı sağladık. Çin’deki kardeşini arıyordu, kardeşine aynen şöyle diyordu:

  - İçki fabrikamızı kapat, Allah’ımız öyle emretmiş. Bize bu emre uymak düşer. Kardeşi bunu yapamayacağını, birçok bağlantısının olduğunu, durup dururken, kapatırlarsa, yüz binlerce dolar zarar edeceklerini, hiç olmazsa kendisine biraz zaman vermesini söyler. Fakat Muhammed kararlıdır:

  - Allah emretmiş, bize uymak düşer. Fabrikayı hemen kapat, ben gelince borçları hallederim.

İçki fabrikası kapanıyor. Mekke’deki ibadetlerimize devam ediyoruz.

  Yine bir gün bana sordukları sorularda çıkardıkları bir neticeyi açıklarlar:

  - Kadın modası, kadınları yarı çıplak resmetmek gibi faaliyetler de dinimizde yasak mıdır?

  - Evet yasaktır. Aynı gün ötele geldiğimizde yine Çin’i aradı ve bu sefer de kardeşine moda evinin kapatılması emrini verdi. Kardeşi yine itiraz etti, ancak Muhammed ne itiraz dinledi, ne de kararından vazgeçti.

  - Rabbimiz emretti ise, bize bu emre uymak düşer. Mekke’deki ziyaretimizi bitirdik ve Medine’ye gittik.

  Medine’de bir sabah namazı. Efendimizin “Burası cennet bahçesidir.” buyurduğu yerde sabah namazının fazını kılıyoruz.

  Muhammed benim yanımda. Diğer Çinli kardeşlerimizle aynı saftayız. İlk secdeye varıyoruz, secdeden kalkıyoruz, ikinci secdeye varıyoruz, sonra kıyama kalkıyoruz. O da ne?

  Muhammed hâlâ secdede, kalkmadı. Tekrar secde ediyoruz, ettahiyyatı okuyoruz ve selâm veriyoruz. Muhammed hâlâ secdede. Düşündüm ki, yorgunluktan ve uykusuzluktan bazen insana bir geçkinlik geliyor, Muhammed’e de secdede böyle bir şey oldu, uyudu. Elimi uzattım, omzuna dokundum ve hafifçe çekeyim dedim ki, sağ tarafının üzerine yuvarlandı. Muhammed’in ölmüş olabileceğini düşündüm. Olay duyulmuştu. Görevliler müdahalede bulundular, dışarı çıkardılar, bir ambulansa koyarak hastaneye götürdüler. Biz de gittik. Hastanedeki ilk muayenede çoktan vefat ettiğini söylediler. Muhammed’i hastanenin morguna kaldırdılar.

  Çinli kardeşlerimle birlikte hastanenin önünde ne yapacağımızı bilemez bir hâlde üzüntü içinde bulunuyorduk. O sırada bir araba ile makam mevki sahibi bir zat geldi. Herkes onu hürmetle karşıladı, sonradan öğrendik ki bu zat Medine’nin ileri gelen yöneticilerinden biri idi. Hastane yetkililerine sordu:

  - “Bugün burada ölen bir Çinli var mı?”

  - “Evet”, cevabını alınca şu açıklamada bulundu:

  - “Dün gece Efendimiz rüyamda bana göründü ve buyurdular ki,

  - “Yarın burada bir Çinli kardeşim vefat edecek, onun cenazesi ile ilgilenin.”

  Bir anda her şey değişti. Muhammed’i morgdan aldılar, bir devlet yetkilisine yapılanlardan daha fazlasını yaptılar. Cennetü’l Bakî’ye defnettiler.

  Bu hâdiseyi bizzat yaşayan ve onlara rehberlik yapan Doğu Türkistanlı kardeşimiz hâdiseyi bu şekilde anlattı.

  Teslimiyeti gördük değil mi? “Rabbim emrettiyse, bize uygulamak düşer.” Zararmış, ziyanmış, önemi yok. Rabbimiz emretmiş ve iş bitmiştir. İşte sahabe inancı.

Bu Çinli kardeşimiz de o inanca ulaştı ulaşmasına; ancak dünyada fazla kalamadı. Çünkü bu dünya pisliğinin içinde fazla kalamazdı ve kalmadı da. Efendimizin de ilgisine mazhar oldu. Ne mutlu bu Çinli kardeşimize, ruhu için elfatiha.

  Bakın teslimiyete. “Emir Mevlâ’dan ise, bize uymak düşer.”

 Çinli Muhammedimize bak! O bir anda koskoca bir fabrikayı nasıl feda etti?!

Madem ölüm tek bir defa gelecek



 
Daha fazla içerik için ücretsiz olarak üye olunuz.

Benzer Konular:

  • Allahin Emri Peygamberin Kavli ile İstemenin Hikmeti Nedir?
  • Peygamberimizin cinlerden korunmak için öğrettiği dua nedir?
  • Adetli veya Lohusa Kadın Dua, Kuran, Meal Okunabilir mi?
  • Takas edilmesi faize girer mi?
  • Şeytan , İblis neden isyan etmiştir?


  •  (Oy Sayısı: 0)
    Yorumlar(0)   Haberi Yazdır
     
    Bilgi
    Yorum ekleyebilmeniz için sitemize kayıt olmanız gerekmektedir.